PK neyi anlatıyor ?

Deniz

New member
PK Neyi Anlatıyor? İnançtan Daha Fazlası: Toplumsal Cinsiyet, Irk, Sınıf ve Kimlik Üzerinden Bir Okuma

İlk bakışta PK, başka bir gezegenden gelen saf ve şaşkın bir uzaylının dünyayı anlamaya çalışmasını anlatan eğlenceli bir Bollywood filmi gibi görünüyor. Fakat film ilerledikçe insanın aklına daha rahatsız edici bir soru geliyor: PK gerçekten dini mi sorguluyor, yoksa insanların birbirlerine nasıl sınırlar çizdiğini mi?

Bence filmin asıl gücü burada. PK'nin dünyaya yabancı olması, aslında seyirciye kendi dünyasına yabancılaşma fırsatı veriyor. Bizim normal kabul ettiğimiz kıyafetler, ibadet biçimleri, sınıfsal davranışlar, kadın-erkek rolleri, milliyetçilik, dinler arası ilişkiler ve toplumsal hiyerarşiler onun gözünde son derece tuhaf görünüyor. Böylece film, "Neden böyle yapıyoruz?" sorusunu sürekli canlı tutuyor.

2014 yapımı filmde Aamir Khan'ın canlandırdığı PK, Rajasthan'a iner ve uzay gemisine dönmesini sağlayacak kumandası çalınınca dünyada mahsur kalır. İnsanlardan yardım istediğinde ona "Tanrı'ya git" denir. Bunun üzerine PK, insanların Tanrı'ya ulaşmak için kullandığı farklı dini yolları araştırmaya başlar. Jaggu adlı televizyon gazetecisiyle tanışması ve Jaggu'nun Pakistanlı Müslüman Sarfaraz'a duyduğu aşkın ailesi tarafından reddedilmesi, filmin bireysel hikâyesini daha geniş toplumsal meselelerle birleştirir. DigitalCommons@UNO+1

PK'nin Asıl Sorusu: İnsanlar Neden Kendi Kurdukları Sınırları "Doğal" Sanıyor?

PK'nin dünyayı anlamaya çalışırken karşılaştığı en önemli problem, insanların farklılıkları yalnızca gözlemlemekle kalmayıp bu farklılıklara hiyerarşik anlamlar yüklemesidir.

Kimisi hangi dine mensup olduğuna göre değerlendirilir. Kimisi doğduğu aileye, kastına, sınıfına veya ülkesine göre. Kimisinin kadın, kimisinin erkek olması hayatının nasıl yaşanması gerektiğine dair beklentiler yaratır.

Burada filmdeki "yanlış numara" metaforu önem kazanır. PK, insanların Tanrı'yla iletişim kurduğunu söyleyen dini otoritelerin aslında insanların korkularını ve belirsizliklerini kullanabildiğini fark eder. Akademik çalışmalarda da filmin temel meselesinin dini pratiklerin, batıl inançların ve dini otoritelerin toplumsal güç üzerindeki etkisini hiciv yoluyla tartışmak olduğu belirtiliyor. DigitalCommons@UNO+1

Fakat bu noktada filmi yalnızca "din karşıtı" diye okumak bana fazla yüzeysel geliyor. Filmde sorgulanan şey inanan insanların kendisi değil; inancın insanlar üzerinde güç kurmak, onları korkutmak veya ekonomik ve sosyal olarak yönlendirmek için kullanılabilmesi.

Bu ayrım önemli.

Çünkü bir insanın dini inancı onun kimliğinin, ailesinin ve topluluk bağlarının önemli bir parçası olabilir. Sorun, inancın varlığı değil, sorgulanamaz bir otoriteye dönüştüğünde ortaya çıkıyor.

Jaggu: Kadın Olmak Sadece Bireysel Bir Mesele Değil

Jaggu karakteri filmin toplumsal cinsiyet açısından en ilginç taraflarından biri.

Jaggu eğitimli, çalışan, gazetecilik yapan ve kendi kararlarını vermeye çalışan bir kadın. Ancak onun bireysel tercihleri ailesinin ve toplumun beklentileriyle sürekli karşılaşıyor.

Özellikle Sarfaraz'la ilişkisi bunun açık örneği. Sarfaraz'ın Pakistanlı ve Müslüman olması, Jaggu'nun ailesi tarafından yalnızca "sevdiği insanın özellikleri" olarak görülmüyor. Ailenin gözünde bu kimlikler, ilişkinin geleceği hakkında belirleyici birer ölçüte dönüşüyor. Akademik bir inceleme de Jaggu-Sarfaraz ilişkisini etnomerkezcilik ve kültürel önyargı açısından ele alıyor. ResearchGate

Burada kadınların sosyal yapıların etkisini yaşama biçimi özellikle dikkate değer. Jaggu'nun hayatındaki karar, yalnızca "Ben kimi seviyorum?" sorusuyla sınırlı değil. Aile onuru, din, milliyet, evlilik ve kadınlıkla ilgili beklentiler aynı anda devreye giriyor.

Bu, gerçek hayatta da toplumsal cinsiyetin neden yalnızca kadınların bireysel tercihleri üzerinden açıklanamayacağını gösteriyor.

Pew Research Center'ın yaklaşık 30 bin Hint yetişkinle yaptığı araştırmada Hintlilerin yüzde 80'i kadınların erkeklerle aynı haklara sahip olmasının çok önemli olduğunu söylerken, aynı toplumda yüzde 80'lik bir kesim işlerin kıt olduğu durumda erkeklerin kadınlardan daha fazla istihdam hakkına sahip olması gerektiğini düşünüyor. Yani eşitlik fikrinin kabul edilmesiyle geleneksel toplumsal rollerin sürdürülmesi aynı anda mümkün olabiliyor. Pew Research Center+1

Bu çelişki, PK'nin dünyasına da oldukça uygun: İnsanlar özgürlüğe inanabiliyor ama aynı zamanda özgürlüğün sınırlarını belirleyen kuralları sorgulamadan sürdürebiliyor.

Kadınların Deneyimini "Kadınlar Böyle Hissediyor" Diyerek Genellememek

Burada önemli bir noktayı özellikle vurgulamak gerekiyor: Kadınların tamamı toplumsal baskıyı aynı şekilde deneyimlemiyor.

Sınıf, eğitim, şehir-kır ayrımı, din, kast, aile yapısı ve ekonomik bağımsızlık deneyimleri değiştirebilir. Örneğin ekonomik olarak bağımsız bir kadın ile ailesine ekonomik olarak bağımlı bir kadının evlilik, çalışma veya yaşam tarzı konusunda karşılaştığı baskının sonuçları aynı olmayabilir.

Pew araştırması, ekonomik zorluk yaşayan Hint kadınlarının son bir yıl içinde toplumsal cinsiyet nedeniyle ayrımcılık yaşadığını bildirme oranının ekonomik açıdan daha rahat kadınların yaklaşık iki katı olduğunu gösteriyor: yüzde 22'ye karşı yüzde 11 civarında. Pew Research Center

Dolayısıyla "kadınlar baskı altındadır" demek tek başına yeterli değildir.

Daha doğru soru şudur:

Hangi kadın, hangi koşullarda, kim tarafından ve hangi toplumsal mekanizma aracılığıyla sınırlandırılıyor?

PK'nin sorgulayıcı bakış açısını toplumsal cinsiyet analizine taşıdığımızda ortaya çok daha derin bir tablo çıkıyor.

Erkekler İçin Mesele Suçluluk Değil, Çözüm Üretmek

Filmi toplumsal cinsiyet açısından tartışırken erkekleri tek bir grup gibi görmek de aynı derecede sorunlu olur.

Her erkek toplumsal normlardan aynı ölçüde yararlanmaz. Sınıfı düşük, ekonomik güvencesiz, farklı bir etnik veya dini kimliğe sahip bir erkek de toplumsal hiyerarşilerin dışında kalabilir veya başka bir ayrımcılıkla karşılaşabilir.

Bu nedenle erkeklerin konuya yaklaşımının yalnızca "Ben suçlu değilim" savunmasına sıkışması verimli değildir.

Daha çözüm odaklı bir yaklaşım, örneğin aile içinde bakım emeğinin paylaşılması, kadınların eğitim ve çalışma hakkının desteklenmesi, işyerlerinde ayrımcılığın sorgulanması ve erkekler arasındaki "erkeklik" baskılarının da tartışılması olabilir.

Araştırmalar da Hint toplumunda geleneksel cinsiyet rollerinin yalnızca erkekler tarafından savunulmadığını gösteriyor. Örneğin kadınların yüzde 86'sı, erkeklerin ise yüzde 89'u "eş her zaman kocasına itaat etmelidir" görüşüne tamamen veya çoğunlukla katıldığını belirtmiş. Pew Research Center

Bu veri son derece önemli.

Çünkü toplumsal normlar yalnızca "erkeklerin kadınlara dayattığı kurallar" değildir. Normlar kadınlar ve erkekler tarafından öğrenilebilir, tekrar edilebilir ve sonraki kuşaklara aktarılabilir.

Dolayısıyla çözüm, erkekleri topluca suçlamak değil; erkeklerin de içinde bulunduğu toplumsal sistemi değiştirmektir.

Irk mı, Milliyet mi, Din mi? Sarfaraz Üzerinden Kimlik Politikası

PK'de "ırk" kavramı klasik anlamıyla merkezde değildir. Hindistan bağlamında daha çok milliyet, din ve kültürel kimlik üzerinden bir "öteki" yaratılması söz konusudur.

Sarfaraz'ın Pakistanlı ve Müslüman olması, Jaggu'nun ailesinin gözünde onun karakterinden daha belirleyici hale gelir. Başka bir ifadeyle Sarfaraz önce "Sarfaraz" olmaktan çıkar, "Pakistanlı Müslüman erkek" kategorisine indirgenir.

Bu, önyargının en temel mekanizmalarından biridir:

Bireyi tanımadan önce onu bir kategoriye yerleştirmek.
 
Üst