Pısmak mı Pusmak mı ?

Simge

New member
[Pısmak mı, Pusmak mı? İki Farklı Reaksiyon, Birbirini Anlamanın Yolu]

Hikaye anlatmak bazen çok zor bir iş olur, çünkü bazen anlatacağınız şeyler o kadar çok duyguyu içinde barındırır ki, sözcükler yeterli olamayabilir. Ama işte, bir arkadaşımın yaşadığı olay, bana o kadar açık bir şekilde iki farklı bakış açısını gösterdi ki, bazen en küçük bir yanlış anlamanın nasıl büyüyebileceğini düşündüm. Ve belki de "pısmak" ile "pusmak" arasındaki farkı gerçekten anlamak, ilişkilerdeki iletişimin ne kadar kritik olduğunu kavramamı sağladı.

Bir gün kahve içmek için buluştuğumuzda, Cemre biraz düşünceli, biraz da kafası karışmış bir şekilde geldi. Ben ona sormadan önce, kendisi başladı: "Biliyor musun, geçen gün Arda’yla kavga ettik, çok garip bir şey oldu." Cemre, ilişkilerinde her zaman çözüm odaklı bir insan olmuştu ama bu sefer kendini biraz daha derin düşünceler içinde bulmuştu. "Pısmak" ya da "pusmak", buna karar veremedim, çünkü ikisi de bu durum için geçerli gibiydi.

[Hakan ve Cemre: Pısmak mı, Pusmak mı?]

Cemre ve Arda uzun süredir birlikteydiler. Cemre, bir konuda huzursuz olduğunda, genellikle durumu açıkça dile getirirdi. Ama Arda, her zaman çözüm odaklı yaklaşan, pratik ve mantıklı bir insandı. Arda, Cemre'nin duygularını anlamakta bazen zorlanıyor, ancak olayları çabucak çözmeyi daha iyi biliyordu. Olayın özeti şuydu: Cemre, Arda’nın son zamanlarda çok meşgul olduğunu ve ona yeterince vakit ayırmadığını hissediyordu. Bunun üzerine bir tartışma çıktığında, Cemre duygusal bir şekilde, "Bana değer vermediğini düşünüyorum," dedi. Arda ise hemen çözüm önerileriyle karşılık verdi: "O zaman hafta sonu birlikte vakit geçirelim, daha fazla plan yapalım."

Ancak Cemre, Arda'nın çözüm önerilerini duymak istemiyordu. O anda, yalnızca dinlenmek, anlaşılmak ve sabırlı bir şekilde birlikte zaman geçirmeyi arzuluyordu. Arda'nın yaklaşımını, Cemre aslında "pusmak" olarak algılamıştı. Çünkü Arda, Cemre'nin duygusal ihtiyaçlarını göz ardı ederek hemen bir çözüm öneriyordu. Cemre, bir süre sessiz kalıp, kendi içinde bir tür "pısmak" durumuna geçmişti. Arda ise ne olduğunu anlamadan, "Peki, neden sessizsin?" diye sormuştu. Cemre, "Beni anlamadın," diyerek tepki verdi.

[Erkekler ve Çözüm Odaklılık: Sorunları Hızla Çözmek]

Hakan, Cemre'nin arkadaşının eski sevgilisi, her zaman çözüm odaklıydı. O, insanların problemleri üzerine derinlemesine düşünmek yerine, problemi en hızlı şekilde çözmeyi tercih ederdi. Cemre'nin, Arda ile yaşadığı o anı anlatırken, "Bir şeyler yanlış gittiğinde, hemen düzeltmeye çalıştı. Ama beni anlamadı," demişti. Hakan bu durumu hemen anlamıştı. “Arda, çözüm peşindeydi,” dedi, “ama bazen bir kadının istediği şey sadece dinlenmek ve anlaşılmaktır. Çözüm, bazen daha sonra gelir.”

Erkeklerin çoğu gibi, Hakan da çözüm odaklı bir strateji izleyerek, Cemre’nin durumunu pratik bir şekilde değerlendirmişti. Bu, çoğu zaman erkeklerin toplumsal olarak öğrendikleri bir yaklaşım olabilir: Problemi hemen hallet, çözüm bul, ve ilerle. Ancak Cemre'nin duygusal dünyası, sadece bir çözüm değil, bir anlam arıyordu.

[Kadınlar ve Empati: Dinlemek, Anlamak ve Bağ Kurmak]

Cemre, hemen çözüm aramaktan çok, daha derinlemesine bir empatiye ihtiyaç duyuyordu. Kadınlar, genellikle başkalarının duygusal ihtiyaçlarını anlama konusunda doğal bir eğilime sahiptir. Cemre'nin durumunda olduğu gibi, kadınlar bazen bir ilişkinin derinliğini hissetmek isterler; sorunları değil, duyguları hissetmek ve bu duyguların anlaşılmasını istemek. Pısmak, bir kadının bu duygusal boşlukta, önce kendini ifade etmeyi ve sonra huzuru bulmayı istemesiyle ilgilidir. Bu, her zaman bir kavga veya kırgınlık anlamına gelmez. Sadece, duygusal bir bağlantı kurma arzusudur.

Cemre'nin yaşadığı zorluk, ilişkilerde karşılıklı bir empati eksikliğiyle baş gösterdi. Arda, Cemre'nin ne hissettiğini tam anlamamıştı. Oysa, Cemre için en önemli şey dinlenmekti. Yalnızca dinlenmek ve anlaşılmak. Cemre, o gün boyunca hissettiği yalnızlık ve değersizlik duygusunu, Arda'ya gösterememişti. Ama Arda'nın çözüm arayışları, Cemre’nin duygusal dünyasında derin bir yankı uyandırmadı. Bu da, ilişkilerde bazen duygusal derinliğe inmenin, hemen çözüm bulmaktan daha önemli olduğunu gösterdi.

[Pısmak mı, Pusmak mı? Gerçekten Fark Eder Mi?]

Peki, Cemre'nin yaşadığı bu olay bize ne anlatıyor? Pısmak mı, pusmak mı? Aslında her iki kelime de benzer bir duyguyu ifade ediyor olabilir: bir noktada durmak, bir süre sessiz kalmak. Ancak bu terimlerin anlamı, durumu algılayış biçimimize göre değişir. Cemre, bazen gerçekten "pısmak" isteyebilir – yani, bir süre yalnız kalıp duygusal olarak kendi içinde toparlanmak. Ama bazen, tam olarak bu şekilde "pusmak" olabilir, yani bir kişi davranışlarıyla sizi bir kenara itebilir ve siz de buna sessiz kalırsınız.

Bu hikayeden çıkarmamız gereken ders, ilişkilerde doğru iletişimin ne kadar önemli olduğudur. Erkekler genellikle çözüm odaklı yaklaşırken, kadınlar daha fazla empati ve bağ kurma ihtiyacı duyar. İki taraf da birbirini anlamaya çalışarak, duygusal bağlarını güçlendirebilirler.

Forumda Soru: Peki sizce bir ilişkide, "pısmak" ile "pusmak" arasındaki fark ne? Her iki durumda da doğru iletişim nasıl kurulabilir? İletişim eksikliklerinin ilişkilere nasıl etkisi olabilir?